Hongkong. Bir meydan. Elinde yastıklarla bekleyen bir dolu insan. Bir gong ve yastık savaşı başlıyor. Yastıklar herkesin kafasına iniyor. Çoğu patlıyor. Yerler tüy içinde. Savaş sürüyor.

Bir an gözüm bir kıza takılıyor. Kalabalığın en orta noktalarında bir yerde. Kimseye vuramıyor elindeki yastığı. Hep ondan önce birileri vuruyor düşündüğü yere. Tam kaldırıyor yastığı… Hop başka bir yastık ondan önce.

Kafasına yastık vurulmuyor.

Hiç kimse onun kafasına yastığı vurmuyor.

Ve savaş bitiyor.

Sonunda onu göremiyorum.

Ama bir tahmin.

Elinde sağlam kalan yastığı yürüyor olacak evine kaldığı yere doğru. Yastığını sürükleyerek yalnızlığıyla. Savaşın ne galibi, ne mağlubu sadece kaybedeni pozisyonunda beraberinde yol alacak kıyısına köşesine kendi dünyasına…

Gidip bir yastık vurmak isterdim kafasına.

Kalabalığın ortasında onu seçerdim.

Ve eğerdim kafamı ona.

Gelsin vursun diye.

Paylaştığımı bilsin isterdim yalnızlığını…