Tarih de kaybedenlerin pek esamesi okunmaz, pek konuşulmaz, ama kaybetmelerinin nedeni hep kendileri gözükürler. Hayır çoğu onların sorunu değildir. Onlar daha önce kaybedilmiş bir veya birkaç neslin onlara verdiği bir talihsizliktir.

Tarihimizin nesil kaybettirmiş, nesilleri tarihin istediği durumlara ulaşmamasından sorumlu başarılı dediğimiz yöneticilerle doludur. Fatih Sultan Mehmet, Beyazıd, Kanuni Sultan Süleyman, Sultan Selim, Sultan Abdülhamit, Mehmet Reşat böyle nesiller bırakmış Türkiye bu kayıp nesillerin yokluğunu tarihe yazıldığı şekilde bedelini ödemiştir. (Bu örnekler çoğaltılabilir )

Bu gibi tarihi olayları biraz daha da deştiğimizde, devletin yönetiminde yetersizlik, istikrarsızlık en önemlisi devamsızlık yattığını görürüz.

Devlet geleneği, devlet tutarlılığı, devlet istikrarını getirir.

Devlet yönetiminin en kolay şekli yönetenlerin devlet geleneklerinden çok fazla uzaklaşmayıp, dışarıdan kulağa söylenenlerden çok fazla etkilenmeden sürdürülen geleneklerde bulunan beklenen çözümlerin, alışılmış olmasa bile alışılmış düzende alınan kararlarla yönetmesidir.

Dış politikanızı geleneksel yapısının dışına çıkarıp, günlük , programsız bu günün deyimiyle vizyonsuz bir yapıda yürütemezsiniz. Yürütmeye kalkarsanız inanılırlığınızı ve altına imza atmaya kalktığınız antlaşmaların geçerliliğini sizin yönetim sürenizle sınırlı olduğu düşünülen bir kısıtlama ile karşı karşıya kalırsınız.

Kaybettiğiniz nesiller sizin yönettiğiniz devletin sizden sonra zayıf karakterli tarihinin kötü dönemlerini yaşayacağı anlamına gelir.

Bu gün bir veya birkaç nesli kaybediyor olduğumuz günlerdir.

Göremediğimiz ama kötü günler geliyor hissi aldığımızın nedeni budur.

Direnişin nedeni aslında budur.

Farkında olanlar sağda solda elleri ceplerinde durup duruyor.