Her satırında çaresizliğin ve son kalan ümidin yok oluşu… Ağlamak ve kederlenmek sanki kendisine farz olmuş bir kadın… Parçalanmışlığın ve geleceğin planlarını yarıda bırakmak zorunda kalmanın ne demek olduğunu çözmeye çalışıyor hem de her gün her saniye kendini yiyip bitirerek…

Selanik'te Sonbahar

“Selanik’te Sonbahar” tarihin ve geçmişin hesaplaşmalarını gün yüzüne çıkararak okuyucuya işin içinden çıkılmaz bir hikaye sunuyor. Okudukça daha da sürükleyici bir etkiye kendini bırakıyor. Cevaplanmasını dört gözle beklediğiniz soruları eserin sonuna doğru çözüme kavuşturuyorsunuz. Her zerrenize dokunarak sizi derinden hislere büründürecek bu eseri okuduğunuzda etkisini uzun süre üzerinden atamıyorsunuz. Zaman zaman tarihi derinliklere de giren bu eser tozlu ve küf kokulu kitapların adından söz ettiriyor. Tuna Kiremitçi’nin bu eseri sizi gerçekçi bir kurguyla geçmişe sürüklüyor.

Ölümden Romantik Anlara Şahit Olacaksınız

Erkeğin ve kadının konuşmaları birbirinden ayrılarak bölüm bölüm okuyucuya sunuluyor. Kadının bir yandan oğlunun ölümü üzerine onun anılarıyla başbaşa kalıyor. Erkek ise o şatafatlı ve ünlü yaşamından sonra hangi sebepten ada yaşantısına maruz kalıyor? bu yaşantıyı kendi isteği ile mi sürdürüyor? yoksa şartlar mı onu gerektiriyor?

“Selanik’te Sonbahar” ile edebiyata usta bir giriş yapan Tuna Kiremitçi bir çok okurunu bu eseriyle ağlatmayı başarıyor. Okurken zaman zaman kendinizi tutamıyorsunuz. Özellikle sevdiği kadın uğruna dünyaları göze alan bu erkek Fikriye’nin ölü bedeniyle konuşması okuyucuyu etkilemeye yetiyor. Gerçekleşmesi ölüme bağlı bu aşka tutsak olacaksınız.

 

Etiketler: , ,