Bir göl kıyısındayım. Böyle bir rüya da her şey olur. Bir göl kıyısındayım, kıyıda yürüyorum. Karşı sahil oldukça uzak ama değil, karşı sahilden konuşuyor fısıltıya yakın bir sesle ben duyuyorum. “Bana rüya görmeyi öğretir misin? Olur öğretirim” diyorum ben çok biliyorum da.

Rüya Görme

Olur neden olmasın öğretirim. Mesela ne öğrenmek istiyorsun? Rüya bu sorulur öyle cevabını seninde bilmediğin sorular. Cevap yoksa uyanılır filan. Suyun öte yakasından hemen kalkıp yanıma geliyor, ne uçan süpürgesi, ne kaykayı var, çıkıp yanıma geliveriyor işte.

Ben senin rüyalarına geliyorum sen benim rüyama hiç gelmedin? Kendi kendime kızıyorum Niye gitmedin onun rüyalarına, niye haa? şimdi uyanmam lazım ama uyanmıyorum. Soruyor: Niye gelmiyorsun benim rüyama? Demiyor.

Bana Rüya görmesini öğreti misin…? Öğretirim diyorum. Gelir bütün gece kalırım rüyalarında Nasıl olacaksa? Bilmiyorum. Rüya bu söz veriyorum. Ben gelince rüyana, hani geceler boyu beni düşündüğün için geleceğim, çağırdığın için. Senin rüyalarına hem de bu gölün öte yakasında buluşalım sen götür beni gecene oradan. Hani öyle paldır küldür, çat kapı gelmiş olmayayım. Olur ya rüya da olsa pejmürde bir haldeyken sen yanına gelip utandırmış olmayayım sen çağır ne zaman istersen ben gelirim karşı kıyıya buluşuruz öyle gideriz. Rüya bu başka şeye benzemez rüyasına gireceğim rüya da çağırdı.

Uyandım. Gece bitmek üzereymiş. Şimdi beni aldı mı bir telaş eli boşta gidilmez ki. Hava aydınlandı ben daha çözemedim.

 

Etiketler: ,