Olimpiyatları alacağız. Alırız. Atina gibi zarar etmeyeceğiz. Ederiz. Yunanistan gibi o zararla ülke ekonomisini batırmayız. Batırırız.

Niye bu kadar olumsuzsun? Diye sorarlar adama.

Sorarlarsa söylerim. Sorarım…

Erzurum’a ne oldu?

Koca bir kış geçti. Kaymaya gidenler hariç orada yapılan bir kaç genç kategorisi yarışmaya kaç  seyirci götürdük. Gazetede kaç haber okudunuz? Orada yapılan kaç yarışı televizyondan izlediniz. Kaç yarış yapabildiniz? Kaçını kaçırdınız? Kaçı artık bir daha gelmeyecek. Niye organizatörleri küstürdünüz.

Ben mi olumsuzum?

Alana kadar her şey. Sponsor çok buluruz. Çokkk.

İnanılır olmak lazım. O bizde yok. Varsa da öncesinde olmayan bir şeyi var olduğuna inandırmak nasıl bir şey. Sadece Sabiha Gökçen Hava limanına bakın. Onun eksik planlamalarının sonuçlarına bir bakın. O zaman söz vereceğimiz üçüncü Hava Limanı’nın halini bir düşünün.

Atatürk Havaalanının durumu size ne eksik anlatmıyor mu?

Yolları, trafiği saymıyorum.

Düzelir diyenlere de olimpiyatsız neden düzeltmiyorsunuz diye sorarım.

Erzurum bizim yüz akımız olması gerekirken neden yüzümüz ağarmadı?

Koskoca tesisler, koskoca bir kış, cılız, sessiz bir kaç organizasyon.

Olimpiyat hikayesi bizim için böyle.

Yazan: Prensesin Babası – diğer yazılarıma göz gezdirmek isterseniz hayatmasali.com