Bisiklet turu izlemenin bizler açısından çok zor bir yanı var. Fransa, İtalya, Polonya, Belçika, İspanya, İngiltere ve diğerleri neredeyse Çin bile yemyeşil. Ülkem ise bozkır bile değil.

Bırakın koruyu, orman gibi yerleri, bahçeler bile bomboş toprak.

Biz yeşili severiz. Biz doğayı severiz. VE..Ve ..Ve..

Biz betonu çok severiz. Mangal yapmayı, orman yakmayı çok severiz. Yer kapmayı, ekmediğimiz alanlara sahip çıkmayı, tapu ve benzeri üç kağıtlarla tarla sahibi arsa sahibi olmayı onları satmayı, gece kondular yapıp siyasetçilerden tapu istemeyi alınca kat karşılığı sürüsüne bereket daire almayı o üç kağıtlarla alınmış katlara kaçak kat çıkmayı bu işleri yaptığımızda da yaptığımız her şeyi yetim hakkı bile demeden hak saymayı çok severiz.

Gökyüzünden bakınca da helikopter ve uçaktan gözümüzün ucuyla baktığımızda gördüğümüz çorak topraklar bu gözümüzün açlığıdır. Evlerimiz yapıldığıyla kalan bir haldedir. Bahçelerimiz bakımsız veya çoktan beton garaj, parkyeri. Toprağı sevmeyiz, ekmeyiz. Satılacak bir mülktür. Değeri artsın yeter. Satarken bizimdir, sonrası…

Hiç böyle düşünenimiz bile yoktur. Her söylediğimiz yalan gibi buna da inanmışızdır.

Seçimler yaklaşıyor. Her yer orman yangını.

Kimse görmüyor.

Memleketimi dinliyorum gözlerim kapalı.

Yalan, gözlerim açık, gözlerim aç…