Bir çokça yanan ormanın en dibinde, işaretlenmiş ağaçların kesimini seyrederken, karanlık dere derlerdi oraya göz gözü görmezdi yazın gündüzün en yoğun olduğu vakitlerde bile. Işık ulaşmazdı ağaçların arasından, yüceliğinden dalların. Yandığında açılırdı keserek açılması imkansız gelirdi bana.

Masal Anlatmak

On sekizime bile çok vardı. O zamanlar dünyayı okurdum, bana çok uzak gelirdi. Başka galaksinin başka diyarlarında bir yerlerde olmalıydık. Öyleydi baktığımda görülen. Şimdi de pek farklı gelmiyor. Masallar dinlediğim bir tarafa okudum binlercesini.

Masalların adaletini öğrenmiştim, öğrettim daha sonra anlattım bin bir gece masalcısı oldum anlattım, dinlendiğinde sonu beğenilmeyip kötüler kazandı mı protesto edilip sonu değiştirdiğim çok olmuştur. Çok olmuştur aynı masalı anlattığımı fark edip sonunu bana söyleyerek başka masala geçmem gerektiğinin hatırlatılışı. Ve o minik ellere, uyumayı direten minik bakışlı minik gözlere adaleti masalların kısa özlü, suçlular cezalı, suçsuzlar mutlu, mağdurlar her şeye ulaşmış bir dünya ezberletmek.

Ve şu anda başka bir galaksinin bir başka diyarında olduğumuzu düşünmek yarım asrı geçmiş zamanlarda. Karanlık derenin karanlığında giyinip üstünü başını çıkıp gitmiş bir olmazlı düşüncenin dışarı çıkıp biraz dolaşır ıslanınca döner bu ciseltide diyerek önceleri beklemeyip sonra meraklanması. Ne geri döndü gördüğünüz gibi ne de aradı bunca yılda. Orman mı tepesi gözüküyor artık, yana yana birkaç bodur ağaca orman der dururuz yinede ısrarla.

 

Etiketler: ,