Kıpkırmızı bir surat, bir telaş, kollar eller biraz yönetilmeyen hareketlerde, gözler büyümüş biraz gelip oturuyor, yanı boş sandalye seçip kimseye dokumak istemiyor olmalı oturuyor. Sessizlik belli ki her ne oluyorsa onu anlatsın bekleniyor. Biraz normalleşiyor gibi olunca o da beklentiyi hissetmiş olmalı anlatmaya başlıyor, başlıyor.

hayat

– “Amigdala ‘mı ? Çöp sepeti mi? “ Sordu. Sustu. Neredeyse orada bulunanların tamamı birbirlerine baktılar. Lafa karışmak isteyen var mı? Bilen var mı? Baktılar birbirlerine yanlı duydukları bir kelime olabilir, neydi ne duydular? Yine dolaştı gözler birazdan nasıl olsa öğrenecekler ama. Ne dedi? Niye dedi? Bir soru, binlerce soru oldu ellerine ceplerine kafalarına doldu taştı. Baktı, ortalık söylediğinle karışmış kırmızısı biraz açılır gibi oldu suratının gözleri biraz küçüldü, biraz gülümseme bile geldi dudaklarına.

– “Korkularınızı, irkilmelerinizi, adrenalin üreten her ne varsa hayatınızda yaşadığınız, yaşamak istemediğiniz, hepsini attığınız yer neresi?” Sordu yine sustu ama kafasını kaldırdı cevap bekler gözlerle baktı yüzlere, tekrar baktı, döndü tekrar tekrar baktı gözlere cevap bekledi. Yok. İşin başa düştüğünü belki biri bir ihtimal .

– “Beyin, beyinde badem,” Susup gözleri bir daha kontrol etti, bakmaz olmuşlardı, önlerine bakıyor biraz sırıtıyorlardı o kadar.

– “Bir an bir tıkırtı, sokakta ardımda. Korktum. Çocukluğumdan biriktirdiğimden, her şeyden korkar olmuşum hepsini adrenalin olarak yaşamışım, çok zevk alan vardır bende biraz alırım ama fazlası bana gelmiyor, tat vermiyor. Beyinde bir yer var, badem gibi bir yer Amigdala denen o yer, her ne varsa hayatıma her ne yaşadıysam korku yapmış oraya atmışım bir çöp tenekesi gibi kullanmışım. Tıkırtı, mıkırtı kıpkrmızı olup telaşlanıp bir yerlere dalıyorum.”

Gülümsedi. Yine baktı yüzlere, gözlerde ona gülümsedi.

Yazan: Prensesin Babası – diğer yazılarıma göz gezdirmek isterseniz www.hayatmasali.com

 

Etiketler: ,