Taşlar artık yerinden oynamıştı. Ayağımızın altındaki yer yerinde duramıyordu, gençtik. Olur mu öyle şey? Diye hemen karşı çıkmayın. Beynimizin en boş tarafından çeyrek bir kısmını kullanıyorduk. Çocuk aklımızla annemizin kasaba gönderdiği zaman hemen yağsız olacakmış derdik onu demeyi bile aklımıza getiremediğimiz bir çeyrek anlattığım.

gece yarısı

“Gelsene hadi” diyorlardı dışarı çağırıyorlardı. Uykum var diyordum. Uyumak istiyordum, saklanmak, köşe bucak hiçbir yerden görülmemek uyumak. Bir yalnızlık isteği vardı içimde. Büyüyordum. Çok yıllar tek başına yaşamayı tercihsiz seçenekle yaşayan biri olarak o sıralar tercihimdi öyle oldu o sıralar. Gece yarıları başlayan bir hayat, günün gece yarılarını beklemekle geçmesi, öyle bir hayat.

Kendi içinde bir kırgınlığı da vardı anlattıklarının. Gözlerine bakmıyordum, baksam suçumu kabul etmiş olacağım gibi geliyordu. Umursamıyordu, söylediklerinin içinde benim olduğumu bile düşünmüyordu. Sanki ben de onun kadar olmasa da çoğu zaman tek başıma olmamış mıydım? Ona neydi bu savunmam neden savunuyordum? Neyi? Yalnız gece yarıları benim de yok muydu? Ben de uyuyamıyordum onun gibi. Olsun bu gün masa da o anlatacaktı ben alınacaktım içimden. Bir şeylere meze yapacaktık yine kırık olan yerlerimizi. Bir yudum aldı, bende aldım…

 

Etiketler: , ,