Aşağıdaki Makale Sn. Avukat Bahadır Öztürk tarafından yazılmıştır ve kendisinin izni ile sitemizde bütün olarak yayınlanmıştır. Bahadır Öztürk Bey’e teşekkür ederiz.

Kamulaştırmasız el atma ne demektir?

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamı içinde veya özel kanunlardaki hükümlere uyularak bir kamulaştırma işlemi yapılmamış veya kamulaştırma işlemine başlanılmakla beraber tamamlanmamış olmasına rağmen, idare el koyarak bir taşınmaz mal üzerinde tesis veya bina yapar yahut o taşınmaz malı kamu yararına yönelik bir hizmete tahsis ederek mal sahibinin dilediği gibi kullanma hakkına karşı herhangi bir girişimde bulunursa, kamulaştırmasız el koyma söz konusudur.

Taşınmazına kamulaştırmasız el atılan taşınmaz malikleri ne tür bir yasal yola başvurabilir?

Taşınmaz malına idare tarafından kamulaştırmasız el atılan malik, taşınmaz bedelinin tahsili ve el atılan hissesinin idare adına tesciline karar verilmesi için taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırmasız el atma davası açabilir.

Bu davanın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasından farkı nedir?

Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası, Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesi gereğince kamulaştırmayı yapan idare tarafından taşınmaz maliklerine karşı açılan seri yargılama usulüne tabi bir davadır. Yargılama harçları ve vekalet ücreti maktuen belirlenir. Yargılama boyunca tüm tebligat, ilan, keşif, bilirkişi ve harç masrafları idare tarafından karşılanır ve yargılama neticesinde de davalı üzerinde bırakılır. Keşif neticesinde tespit edilen kamulaştırma bedelinin depo edilmesi için mahkemece davacı idareye süre verilir, bedelin depo edilmesinden sonra taşınmaz bedelinin taşınmaz malikine ödenmesine ve taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilir. Verilen hüküm, bedel açısından temyizi kabil olup tescil hükmü yönünden kesindir.

Kamulaştırmasız el atma davasına gelecek olursak; gerek 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nda, gerekse bu Kanunu kaldırarak, kamulaştırma konusunda yeni ilkeler getiren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda; kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaz malına el konulan kimsenin, uğradığı zarar ve ziyan ile mülkiyet hakkının kullanılmasından doğan malın özüne bağlı hangi davaları açabileceği konusunda bir düzenleme getirilmemiştir.

Bütün bu sorunlar 16.5.1956 gün ve 1/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile çözüme bağlanmış ve kamulaştırmasız el koyma davalarının kaynağı bu İçtihadı Birleştirme kararı olmuştur. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararında; usulü dairesinde verilmiş bir kamulaştırma kararı olmadan ve bedeli ödenmeden taşınmazına el konulan kimsenin, ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, değer karşılığının verilmesini de isteyebileceği benimsenmekle birlikte, bu davalar, herhangi bir zamanda açılma zorunluluğu ile kısıtlanmamıştır. Yani hukuk sistemimizdeki kamulaştırmasız el atma davalarının dayanağı 16.5.1956 gün ve 1/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

Kamulaştırmasız el davası, taşınmaz malikleri tarafından, kamulaştırmayı yapan idareye karşı, el atılan taşınmazın/hissenin dava tarihi itibariyle belirlenecek bedelinin tahsiline ve taşınmazın/hissenin davalı idare adına tesciline hükmedilmesinin talep edildiği bir davadır. Bu davada yargılama harç ve giderleri dava değeri üzerinden nisbi olarak belirlenir. Yargılama aşamasında tüm masraflar taşınmaz maliki davacıdan tahsil edilir. Yargılama neticesinde davanın kabul durumuna göre davalı idareden tahsiline hükmedilir. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında, tespit edilen bedelin depo edilmesi için idareye süre verilerek, depo işleminden sonra hüküm tesis edildiğinden ve hükümle birlikte taşınmaz maliki bu bedeli tahsil edebilirken, kamulaştırmasız el atma davasında keşif neticesinde belirlenen bedelin davalı idareden tahsiline şeklinde hüküm tesis edildiğinden; taşınmaz maliki davacı, ayrıca ilamlı bir icra takibi başlatarak bu bedeli tahsil etmek zorunda kalacaktır.

Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası, yasa gereği seri yargılamaya tabi olup otuz günün üzerinde yeni duruşma günü verilemeyeceği gibi dört ayın sonunda yargılamanın bitirilmemesi halinde dördüncü aydan itibaren tespit edilen bedelin faizi ile birlikte tahsiline karar verilir, adli tatilde de yargılamaya devam olunur.

Avukat Bahadır ÖZTÜRK