Bizim bakış açımızda pek fazla yeri yok gibi görülür. Biz gözü pek derler ya öyle yaşarız millet olarak. Beklentilerimiz öyle pek hesaplı kitaplı olmaz, olamaz. Biz geleceği çok fazla hesaplamayız, sevmeyiz hesaplı kitaplı yaşamayı. Söylentiler geleceğimizi karartabilir. Gerçekliğini pek soruşturmayız, düşünmeyiz bile. Geleceği böyle hazırlamak, hazırlamadan, hazırlanmadan geleceğe girmek yaptığımız.

gelecek

Ekonomik, siyasi, sosyolojik her türlü geleceğimiz bu düşüncenin içine düşüp, bizim bu gün bizim içinde yaşadığımız günleri nasıl hazırladığımız, onun için bu kadar zor günlerin içinde bulunduğumuzun bir göstergesi. Duygusal, insancıl ilişkilerimiz de böyle. Yarın buluşacağız. Ne yapacaksınız? Bilmem buluşunca konuşuruz, bir yerde oturur laflarız. Size yakın gelen tanıdık konuşmalar değil mi? Kötü her an oluşabilir. Beklesek de beklemesek de olabilir. Asıl kötü olan kötünün daha kötü olabileceği bir beklentiyle karşılamaktır olayları.

Daha köstü ne olabilir? O nu ben düşünmek bile istemiyorum dersiniz ya işte öyle bir şey dediğim. Ve her şeyi çözümsüze taşırız ilişkilerimiz de. İlişkilerimiz de düşünülmüş o kadar az şey yaşarız ki. Siz de bir düşünün yaşadıklarınızın ne kadarını hesaplamıştınız? Kırmızı panjurlu evler dolu dünyamızda.